EDEBİYAT DERSİMİZ

Öğrencilerin edebiyat dersiyle ilgili kaynak ve sorulara ulaşabilmesini amaç edindik. Katkılarınızla zaman içinde zengin içerikli bir blog halini alacağımızı umuyorum.
Loading...

VE

Loading...

11 12 2007

SERVET-İ FÛNUN DÖNEMİ ROMAN-HİKAYE

SERVET-İ FÜNÛN DÖNEMİ ROMAN VE HİKÂYECİLİĞİ
Türk edebiyatında roman ve kısa roman olarak adlandırılacak tür olan hikâye, teknik açıdan Batılı anlayışa uygun biçimde ancak Tanzimat sonrası -önceleri çeviri, daha sonra da yerli ürünler olarak- görülmüştür. Geleneksel edebiyatımızda bu türleri karşılayacak eserler; destan, mesnevi, halk hikâyeciliğidir.
Tanzimat döneminde Fransız hayranlığı Fransız yazarların romanlarını çeviri yoluyla Türk halkına ve okuyucusuna ulaştırdı. Çeviriler rağbet görünce de adapte metoduyla yerli roman denemeleri yapıldı. Bu yerlileşme döneminde Türk romancılığı önünde kaynak olabilecek bir birikim olmadığı için geleneksel halk hikâyeciğinden pek de ayrılmış izlenimi veremedi. Tasvir (betimleme) yerine tanım, tahlil (çözümleme) yerine yorum yapılması sonucu ayakları yere basmayan, kusurlu ürünleri doğurdu.
Taaşşuk u Talat ve Fitnat’la başlayan yerli roman yazma macerası Araba Sevdası, Sergüzeşt gibi daha teknik ürünler vererek yoluna devam etti. Recai zade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası ile yerli romancılığımız bir nebze de olsa Batılı türdeşlerine benzemeye başladı. Kusurlar hem yerli yazarlardan hem de yabancı yazarlardan alınan örneklerle giderilmeye çalışılarak azaltıldı.
Hikâye serüveni de aynı yolu izledi. Ahmet Mithat Efendi’nin Letafet-i Rivayet adlı eseri gelenekten beslenmesine rağmen Batılı türdeşleriyle de ortak özellikler gösterdi.
Tanzimat döneminde ilk yerli örnekleri ortaya konulan roman ve öykü kültürü Tanzimat sonrası, tarihsel gelişimi şaşırtacak bir hızla ilerledi. Se4rvet-i Fünûn Dergisi’nin başına Tevfik Fikret’in getirilmesiyle içine kapanık, seçkinci bir sanat anlayışına sahip bir sanat çevresi oluşsa da edebiyat maceramız koşar adımlarla Batılı türdeşlerine yetişti ve kimi zaman onlardan bile başarılı ürünler ortaya koydu.
Fransız edebiyatını yerlileştirme çabası diye küçümsenen bu dönemde romancılığımız çok başarılı yapıtlarla taçlanmaya başladı. Bu taçlanma hem roman hem şiir hem de öyküde içe dönük, veremli, sanatı sanat için gören; ama teknik ve kurgusallık açısından çok yetkin ürünler ile olgunlaştı. Bu olgunluk daha sonraki dönem roman ve öykümüzü de derinden etkiledi.
Servet-i Fünûn romanı teknik açıdan kusursuzdu. Fransız, Rus yazarların dünya klasikleri kabul edilen eserleriyle boy ölçüşecek başarıya ulaştı. Yerli yaşam içinde var olan Doğu-Batı çatışması, kadın-erkek ilişkileri, aile içi değişimler, kültürel yozlaşma, kişisel buhranlar realist (gerçekçi) gözlemler ile anlatılırken Akdeniz insanı kimliğini bırakamayan Servet-i Fünûncular romantizmden de yeterince yararlandı. Romanı teknik açıdan realizm üzerine inşa ederken üslup açısından romantizme kapıldılar. Divan kültüründen beslenen dil anlayışları ince tasvirler doğurdu; ama bu tasvirleri anlamak için Arapça, Farsça terkipleri bilmek gerekti. Mehtaplı gökyüzü onların yarattığı yeni dille yıldız yağmuruna dönüştü. Roman kahramanları kimi zaman gerçek yaşamdan biri gibi ete kemiğe bürünürken kimi zaman bir tip olarak hayale asılı olarak kaldı.
Fransızlaşma dense de Halit Ziya roman ve öykülerinde yerliliğini hep korudu. Kırık Hayatlar, Aşk-ı Memnu, Mai ve Siyah hiçbir zaman Fransız romancılığı kadar realist ya da romantik olmadı. Belki her ikisi birden oldu ama yerliliğini hep korudu.
Mai ve Siyah romanı Tepebaşı’nda bir sofranın betimlemesiyle başlar. Bu özellikle dikkat çekicidir. Çünkü bu betimleme Fransız romanları kadar başarılı gözleme dayanırken devrin sosyal yaşamına da bir ayna tutar. Sofradaki yiyecekler ve artıkları o denemi en iyi anlatan tarih kitaplarından bile başarılıdır. Sanatsal kaygılar bu romanı ağır bir dile yönelterek yerli yaşama taşımıştır.
Kırık Hayatlar romanında iyi para kazanarak yaşam değiştiren Ömer Behiç eski yaşamını sürdürse ailesi dağılmayacak, eski mutlu günlerini devam ettirecekti. Bu o dönem toplumundaki Batılı yaşamdan kaynaklı yozlaşmayı ince ince tahlil ederek veren başarılı bir gözlemdir ve teknik yönden kusursuzdur.
Belki şunu söylemek çok iddialı bir söz olmasa gerek: Türk Romacılığı Halit Ziya ile tam Batılılaşmıştır.
Bu yönde Mehmet Rauf’unda katkılarını unutmak haksızlık olacaktır. Romanı sadece gözlem olarak değerlendirmeyen Mehmet Rauf psikolojik derinliği romanla buluşturmuş; Freud sonrası başlayan ruh incelemelerini çok başarılı olmasa da romana sıkıştırmıştır. Bu denemeler Peyami Safa’yı yaratmıştır.
Servet-i Fünûn romanda Mehmet Rauf’ta yetkinlik aramak, romanlarında edebi bir soluk görmeye çalışmak pek olanaklı olmasa da Eylül roman denemesi bir başlangıç olarak yazı tarihimizde saygın yerini almıştır. Servet-i Fünûn sonrası açık seçik roman ve hikâyeler yazmak zorunda kalan Rauf Halit Ziya kadar şanslı olamamıştır. Halit Ziya ve Diğer Servet-i Fünûncular varlıklı bir yaşam sürerken Mehmet Rauf yaşamak için yazmak, yazdıklarını da satmak zorundadır. Sanat için sanat diye yala çıkmış bile olsa Rauf doymak için sanat gibi içinde yer aldığı topluluğun hiç de anlamayacağı bir yola yönelmiştir ki bu durum onun edebi yanını zayıflatmıştır.
Hikâye yazıcılığı roman yazıcılığı kadar başarılı olmakla beraber bu dönemde hep romanın gölgesinde kalır. Dönemin romanlarını hal-i hazırda pek çok edebiyatsever zevkle okurken öykülerinin farkında bile değildir. Bunun nedeni hikâyenin Servet-i Fünûn’ da mensur bir üslupla kaleme alınmış olmasında yatıyor olabilir. Her şeye rağmen dönemin öykücülüğü oldukça başarılıdır.
Nakil, Heyhat, Bir Ölünün defteri okunmaya değer oldukça sanatsal ve başarılı öykülerdir.
Şunu son söz olarak eklemek de yara var: Türk romanı eğer bugün çok başarılı yazarlar yetiştirdiyse –Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Peyami Safa, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Ahmet Ümit- bunda Servet-i Fünûncuların büyük katkısı oldu. Her ne kadar dilleri yaşayan dilden uzak kalsa da, tercümeye muhtaç olunsa da –ki Halit Ziya yaşarken kendi romanlarını olabildiğince sadeleştirmiştir- modern romanımızın yolunu bu büyük ve hastalıklı dönem açmıştır.

11. SINIFLAR DİL VE ANLATIM I. DÖNEM 1. YAZILI A GRUBU

A A A GRUBU A A A
MERSİN ATATÜRK LİSESİ DİL VE ANLATIM 3 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI:
SINIFI NUMARASI: …./…./2007
◄?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR.
◄?►SINAVDA CEVAPLARINIZI SORULARIN ÜSTÜNDE İLGİLİ BÖLÜMLERDE GÖSTERİNİZ.
◄?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR. SAFFET AYICI
SORULAR
s–1) Aşağıdaki cümleleri okuyunuz. Cümledeki bilgi doğruysa “D”, yanlışsa “Y” yazınız.( 10 p )
a- ( ) Hikâye ve romanda anlatım gerçektir; masal ve destanda kurmacadır. b - ( ) Münazara ve söyleşi sözlü anlatım türüdür.
c - ( ) Tartışmalarda dil alıcıyı harekete geçirme amaçlıdır d – ( ) Dilekçe ve edebi mektuplar resmi mektup türüne girer.
e – ( ) Göstermeye dayalı anlatımlar sanatsal metinlerdir.
s–2) “Doktor, çocuğun kolunu alçıya aldı ve eve gönderdi.” Cümlesindeki anlatım bozukluğunu bulup anlatım bozukluğunun neden kaynaklandığını kısaca yazınız.



s–3) Aşağıdaki altı çizili sözcükler eşleştirildiğinde hangisi dışında kalır?
a- Pazar yerinde bütün esnaf toplanmıştı erkenden. B- Pazar günü sinemaya ya da tiyatroya gitmeyi adet edindim.
c- Güven duygusu başarmanın yarısıdır. C- Fuzuli’de yar Tanrının dünyevi suretidir.
e- Bu mevsimde ekmek tüketimi artıyor.
s-4) Sanatsal metinler; …:……………………….……………. ve …………………………………………..olmak üzere iki gruba ayrılır. Cümledeki ilgili alanı doldurunuz.
s–5) Günlük ile anının farklarını ve benzerliklerini yazınız.
A FARKLARI BENZERLİKLERİ
1- 1-

2- 2-

S–6) Aşağıda verilen boşluklara uygun karşılıkları yerleştiriniz.
a- Resmi yazışmalarda kurumlardan biri diğerinden üst durumdaysa yazı gereği …………………………………..biçiminde biter.
b- Türk edebiyatının ilk biyografi türü olarak……………………………………………….. kabul edilir.
s–7) “Yıllar geçti, mevsimler birbirini kovaladı. Üzeyir bugün hala köyündedir ve seksen yaşında bir ihtiyardır. Geceleri sokaklarında pırıl pırıl ışıklar yanan, çeşmelerinden gürül gürül sular akan kasabaya göç etmek emelini bir gün bile unutmadı. Daima uygun bir fırsat bekledi. Bu fırsat çıkmadıysa Üzeyir ne yapsın? Toprak o kadar kuvvetli ki... Durmadan hakkını istedi ve her zaman hakkını aldı. Sabanlarla kendini sürdürdü, çapalarla çapalattı, tohumlarla besletti, oraklarla biçtirdi, dövenlerle dövdürdü... İşler bittiği vakit, üstüne yağan karlardan donlar ve balçıklar yaptı, yollardan geçit vermedi, insanlarını bırakmadı.” Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
a- Kişileştirme b- Mecazlı sözcük kullanımı c- Betimleme
d- Duyulara seslenme e- Karşılaştırmalardan
s-8) “…Neyse, 17 eylül tarihli mektubunu aldım. Türk Dili Tiyatro Özel sayısı için çeviri istiyorsun benden. Teşekkür… Sevgili Dostum. Şipal yollayacak ama Necatigil şüpheli. Çünkü sevgili Salah, soğudum artık çeviriden, yıllarımı yedi bu iş, evet çok şey öğretti bana; ana dilimi öğretti ama çok güzel vakitlerimin de üstüne oturdu. O zamanlar içinde kendimiz iyi kötü daha da bir şeyler ekleyebilirdik kendi yazdıklarımıza.” Paragraf hangi mektup türünün hangi bölümünden alınmış olabilir, nedenleriyle yazınız?




s–9) Günlükler hangi bilime yardımcı olup kaynaklık eder?


s–10) Mektupların yazılış amacı nedir?





SOKAKLARDA UYANIK GEZMEKTENSE KÜTÜPHANELERDE UYUKLAMAYI TERCİH EDERİM.

11. SINIFLAR DİL VE ANLATIM I. DÖNEM 1. YAZILI B GRUBU

B B B GRUBU B B B
MERSİN ATATÜRK LİSESİ DİL VE ANLATIM 3 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI:
SINIFI NUMARASI: …./…./2007
◄?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR.
◄?►SINAVDA CEVAPLARINIZI SORULARIN ÜSTÜNDE İLGİLİ BÖLÜMLERDE GÖSTERİNİZ.
◄?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR. SAFFET AYICI
SORULAR
s–1) Aşağıdaki yargılardan doğru olanların karşına, “doğru; yanlış olanların karşısına, “yanlış” işaretlemesini yapınız.
A- Şiir, roman, hikâye gibi edebi türler estetik zevk vermek için yazılır. ( Doğru O / Yanlış O ) 2 puan
B- Sohbet, günlük, anı sözlü anlatım türüne örnek metinlerdir. ( Doğru O / Yanlış O ) 2 puan
C- Tiyatro, göstermeye dayalı edebi metin türüdür. ( Doğru O / Yanlış O ) 2 puan
D- Nurullah Ataç günlük türünün en önemli temsilcilerinden biridir. ( Doğru O / Yanlış O ) 2 puan
E- Anı (hatıra) anlatmaya bağlı bir metindir. ( Doğru O / Yanlış O ) 2 puan
s–2) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamı dışında kullanılmıştır?
a- Tarladaki yabani otları elleriyle tek tek yoldu. b- Şehrin tüm yolları asfaltla kaplandı.
c- Penceresinden içeri giren güneş kışın soğuğunu unutturdu. d- Sıtmayla savaş veren ülkemiz bunda başarılı oldu.
e- Masanın ayağındaki kısalık dikkatimi çekmişti.
s–3) “Bu toplantıda kararlar 450’ ye karşı 400 oyla kabul edildi.” Cümlesindeki anlatım bozukluğunu bularak anlatım bozukluğunun nedenini kısaca yazınız.



s–4) Dilekçeler hangi tür mektuba bir örnektir?

s-5) Özel mektupların giriş bölümünde ……………………………………………….. gelişme bölümünde ise…………………..
………………………..den bahsedilir.
s–6) Anı türü hangi bilim dalına ışık tutar?


s–7) Anı türünün özelliklerini aşağıya yazınız.
1-
2-
3-
4-
5-

s–8) Bir vapur yanaşıyor Eminönü’ndeki vapur iskelesine. Martılar ona çığlıklarıyla eşlik ediyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte insanlar birer ikişer dolduruyorlar kaldırımları. Yol kenarlarındaki taksiler, gecenin yorgunluğunu atıyor. Caminin avlusunda güvercinler… Galata Köprüsü’ndeki emektar kahvede sabah çayları içiliyor; buharlar yükseliyor çaylardan, pencereden içeriye dolan güneşle birlikte. Âh, bir de bu deniz kokusu…” Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
a- Nesnelere insanlara özgü nitelikler yükleme b- Betimleyici bir yol izleme
c- Çeşitli duyulara seslenme d- Gözlem gücüyle ayrıntılar seçme
e- Örneklerden ve karşılaştırmalardan yararlanma.
s–9) “…….Neyse, 17 eylül tarihli mektubunu aldım.Türk Dili Tiyatro Özel sayısı için çeviri istiyorsun benden.Teşekkür… Sevgili Dostum. Şipal yollayacak ama Necatigil şüpheli. Çünkü sevgili Salah, soğudum artık çeviriden, yıllarımı yedi bu iş, evet çok şey öğretti bana; ana dilimi öğretti ama çok güzel vakitlerimin de üstüne oturdu. O zamanlar içinde kendimiz iyi kötü daha da bir şeyler ekleyebilirdik kendi yazdıklarımıza.” Paragraf hangi mektup türünün hangi bölümünden alınmış olabilir, nedenleriyle yazınız?





s–10) Aşağıda verilen boşluklara uygun karşılıkları yerleştiriniz.
a-Resmi yazışmalarda kurumlar denkse yazı, gereğini----------------------------------------ederim biçiminde biter.
b-Türk edebiyatında anı türünün ilk örneği olarak-------------------------------------------------gösterilebilir.

SOKAKLARDA UYANIK GEZMEKTENSE KÜTÜPHANELERDE UYUKLAMAYI TERCİH EDERİM.

ANLATIM BOZUKLUKLARI

ANLATIM BOZUKLUKLARI
ANLAM BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
1)Gereksiz Sözcük Kullanma:
Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikâyetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor, tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
*Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
*Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
*Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
*Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.
*Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.
*Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
*Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.
*Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.
*Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.
*Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.
*Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.
*Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.
*Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.
*Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.
*İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.
*Bu saatte oraya yalnız gidemem; seninle birlikte gitmek istiyorum.
*İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.
*Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?
*Biz onlara iki günde bir, gün aşırı giderdik.
*Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı çıkıyorduk.
*Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.
*Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi unutur.
*Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var mı diye sordu.
*Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi problemleri tartışılacak.
2)Sözcükleri birbiriyle karıştırma:
Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.
*Geri kalmışlık Türkiye'ye özel bir durum değil.
*Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış.
*Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim.
*Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir.
*Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi.
*Vatandaşlarımız arasında din ,dil,ırk ayrıntısı yapılamaz.
*Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir.
*Uzun saçlı bir genç geldi,kendini bize tanıştırdı.
*Vezüv etken bir yanardağdır.
*Deterjandan elleri tahrip oldu.
*Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır.
*Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı.
*Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.
*Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor.
*Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel.
*Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.
*Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
*Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu.
3)Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma:
Sözcük anlamlarına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım bozukluğu doğar.
*Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar.
*Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz.
*Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok.
*Alınan bunca borç Türkiye'nin Avrupa'ya bağımlı olmasını sağladı.
*Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü kutlanıyor.
*Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim.
*Annesi iyi çorap dokurdu.
*Ektiğin fidanlar meyveye döndü.
*Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi.
*Aldıkları para mutluluklarına yol açtı.
*Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi.
*Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum.
*Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı.
*Tırnakların bir hayli büyümüş.
*Dünden itibaren yağmur yağıyor
*Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar.
*Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır.
*Bu gençleri azımsamak, onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil.
4)Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık:
Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar.
*Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor.
*Yiyecekleri kokturmuşsun.
*Bölgevi sorunlar artıyor.
*Her şeyi pahalılandırmışsınız.
*Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır.
*Dilimizi çirkinletmeyelim.
*Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı?
5)Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:
Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
*Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.
*Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.
*Eski Adana milletvekillerinden biri daha ölmüş.
*Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkâna uğrardı.
*Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.
*Burada her Allah'ın günü kaza oluyor.
*Başbakan Çin'e bu yılın sekizinci büyük gezisini yapıyor.
*Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.
*Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri gezecek.
*Ağrısız kulak delinir.
*Atatürk'ün 119.doğum yılı törenle kutlanmıştı.
*Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.
*THY'ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.
6)Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:
Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.
*Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.
*Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş olmalı.
*Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.
*Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
*Müdür Bey bu adam için:"Çok mütevazı, burnundan kıl aldırmayan biridir."diyor.
*Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
*Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
*Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.
7)Deyim ve Atasözü Yanlışları:
Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline, kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır. Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez. Kullanılan deyim, cümleye de uygun olmalıdır.

*Babasını görünce paçaları tutuştu.
*Çok acıktım midem zil çalıyor.
*O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez.
*Ona ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
*Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.
*Alma garibin ahını çıkar aheste aheste.
*Ev sahibi, Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.
*Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin dikkatini çekmişti. Tüm dinleyiciler kulak kabartmış, konuşmacıyı dinliyordu.
*Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.
*Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir.
8)Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:
Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.
*Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim.
*Benden kuşku etmemelisin.
*Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez.
*Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum.
Not: Bu konuyu bazı kaynaklar anlatım bozukluğu olarak kabul etmez. ÖSS’de de şimdiye kadar böyle bir soru çıkmamıştır.
9)Mantık Hataları:
İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun olması gerekir aksi takdirde anlatım bozukluğu yapılmış olur.
*Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile çıkılmaz.
*Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
*Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme; hatta sara nöbetlerine dahi yol açabilir.
*Tezgâhtar müşterinin aldığı oyuncağı kâğıda sardı ve müşteriye verdi.
*Karar TBMM'nin 230'a karşı 190 oyla aldığı bir kararla kabul edildi.
10)Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:
Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı takdirde bir anlam belirsizliği ortaya çıkar. Cümlenin başına hem senin hem de onun zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır. Bu tip cümlelerdeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine iyelik zamirinin getirilmesi gerekir. Aksi takdirde anlam belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu doğar.
*Ehliyetini polis almış öyle mi?
*Bana ne söyleyeceğini biliyorum.
*Geleceğini ben biliyordum.
*Yarışmada birinci olduğuna sevindim.
Not: Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.
*Hırsız, çocuğu kovaladı.
*Genç, adama seslendi.
*O, soruları yapamadı.
11)Karşılaştırma Hataları:
Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir. Bu tip karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı giderilmediği takdirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
*Adam, politikayla karısından çok ilgileniyor.
*Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.
*Sen onu benden çok aradın.
DİLBİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
1)Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:

Yüklemle ilgili yanlışlıklar, yüklemin çatı, kişi, zaman, yardımcı eylemler, ek eylemler gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.
*Kahvaltıda peynir, ekmek ve çay içtik.
*İçkiyi az sigarayı hiç içmem.
*Kimin dürüst, kimin dürüst olmadığını biliyor.
*Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.
*Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.
*Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.
*Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.
*Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.
*Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.
*Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.
*Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası almayanlar katılabilecek.
2)Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Cümlede öznenin bulunmamasından, öznenin gereksiz ekler almasından, ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi kullanılmasından kaynaklanır.
*Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.
*O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.
*Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.
*Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.
*Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza yaptı.
*Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.
*Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor, yerinden kalkamıyordu.
*Filmin güzelliği herkesi etkiledi; çünkü güzel çekilmişti.
3)Özne Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım Bozukluğu:
Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması gerekir; aksi takdirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
a)Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur; ancak topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.
*Bizim takım sahaya çıktılar.
*Takımlar nihayet sahaya çıktılar.
*Ordular uzun süredir savaşıyor.
b)Bitki, hayvan, cansız varlık ve organ isimleri çoğul durumda özne ise yüklem tekil olur.
*Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.
*Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.
*Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.
*Seni görünce gözlerim dolar.
Not: İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul özne ise yüklem de çoğul olabilir.
*Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
*Martılar bize selam getirdiler.
*Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.
c)Eylem isimleri, çoğul özne ise yüklem tekil olur.
*Gülüşmeler çok uzun sürdüler.
*Tartışmalar sabaha kadar devam ettiler.
d)Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.
*İki kişi bankayı soymuşlar.
*Derse on öğrenci girmediler.
*Bana beş soru bıraktılar.
e)Saygı, sitem, küçümseme gibi durumlar için özne tekil de olsa yüklem çoğul yapılabilir.
*Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.
*Ayşe Hanım odasında yoklar.
f)Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa yüklem tekil olur.
*Hiçbiri sizi görmüyorlar.
*Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler.
*Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar.
g)Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul olur.
*Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.
*Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.
h)Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem 2.çoğul; öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.
*Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.
*Ahmet’le o bu akşam gelecekler.
*Ben, sen, o burada nöbet tutacağız.
*O ve Murat bunu hemen yapacaklar

4)Tümleç Yanlışları:
Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleç, nesne, zarf tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmamışsa anlatım bozulur. Bir tümlecin birden çok yüklem için ortak kullanımı mümkündür. Ancak bu ortak tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım bozukluğu doğar. Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
a)Dolaylı Tümleç Eksikliği:
*Düşman kenti bombaladı; ama giremedi.
*Çukurova'nın toprağı insanı diriltir, umut verir.
*Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.
*Gençlerden çok şey bekliyoruz; fakat değer vermiyoruz.
*Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.
*Bu evden nefret ediyordu; ancak darda kalınca geliyordu.
b)Zarf Tümleci Eksikliği:
*Yeni yetişen sanatçılara yardım eder, ilgilenirdi.
*Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.
*Arkadaşlarını aradı, sonra buluştu.
*Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.
*Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için uğraşıyoruz.
c)Nesne Eksikliği:
*Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.
*Yazıya özendiği, dikkatle yazdığı belliydi.
*Sana telefon açmış, merak ediyormuş.
*Evin onarımını haftaya bitirecek, sonra da satacak.
*Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum; ama uygulayamıyorum.
*Yardıma muhtaç olanlara yardım eder, doyururdu.
*Onun sıcacık sesi bize ulaşır, mutlu ederdi.
*Yazılarında, halkı soyanlara çatar, yerin dibine batırırdı.
*Suçlunun evini bastılar, yakalayıp polise teslim ettiler.
5)Tamlama Yanlışları:
a)Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması anlatımı bozar:
*Doğa ve toplumsal olayları inceledik.
*Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.
*Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
*Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.
*Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.
b)Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad tekil olmalıdır:
*Birçok seneler geçti.
*Bizde iki türlü düşünürler vardır.
*Her türlü tedbirler alındı.
*Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.
*Bin türlü çiçekleri derledim sana.
c)Tamlayan Eki Eksikliği:
*Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.
*Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.
*Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.
d)Tamlayan Eksikliği:
*Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.
*Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.
*Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına katkıda bulunurdu.
*Çocuklarıyla her konuyu konuşur, yanlışa düşmemelerine çalışırdı.
6)Eylem - Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:
Birleşik veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen olmalıdır.
*Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.
*Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına götürecek.
*Sorular çok dikkatli okuyarak çözülsün.
*Çok emek harcanıp az para kazanabilmiş.
İsim Cümlelerinde nesne bulunmaz; ama bazen kullanılabilir.
*Türk halkı bağımsızlığını Ulu Önder’e borçludur.

EDEBİYATIMIZDA İLKLER

EDEBİYATIMIZDA İLKLER:
1- İlk Yerli Roman……………………………………………...Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat (Şemsettin Sami 1872)
2- İlk Edebi Roman……………………………………………..İntibah (Namık Kemal 19876)
3- Batı ve Roman Tekniğine Uygun İlk Roman……………….Aşk-ı Memnu (Halit Ziya Uşaklıgil 1900)
4- İlk Çeviri Roman…………………………………………….Telemaque (Fenelon’dan Yusuf Kamil Paşa çevirisi 1859)
5- İlk Köy Romanı ……………………………………………...Karabibik (Nabi zade Nazım 1890)
6- İlk Psikolojik Roman………………………………………...Eylül (Mehmet Rauf 1901)
7- İlk Gerçek Anlamda Psikolojik Roman…………………….Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (Peyami Safa)
8- İlk Gerçekçi Roman………………………………………….Araba Sevdası (Recai zade Mahmut Ekrem 1896)
9- İlk Tarihi Roman……………………………………………..Cezmi (Namık Kemal 1882)
10- İlk Natüralist Roman……………………………………..….Zehra (Nabi zade Nazım 1896)
11- İlk Tezli Roman…………………………………………..…. Zehra (Nabi zade Nazım 1896
12- İlk Sosyal İçerikli Roman………………………………..…..Sergüzeşt (Sami Paşa zade Sezai 1884)
13- İlk Kadın Romancımız…………………………………..…..Fatma Aliye Hanım
14- Kurtuluş Savaşını Doğrudan işleyen İlk Roman…………...Ateşten Gömlek (Halide Edip Adıvar)
ŞİİR:
1- Bilinen İlk Türk Şairi…………………………… Aprin Çur Tigin
2- İlk Türk Destanı…………………………………. Alp Er Tunga Destanı
3- Divan Şiirinin Kurucusu…………………………Hoca Dehhani 13 yy.
4- Mesnevi Tarzı İlk Eserimiz ……………………. Kutadgu Bilig 1070
5- Didaktik İlk Şiir Örneği………………………. Kutadgu Bilig 1070
6- Aruzla Yazılan İlk Eserimiz………………….. Kutadgu Bilig 1070
7- İlk Tezkire……………………………………... Mecalisü’n-Nefais (Ali Şir Nevai)
8- İlk Hamse Şairi………………………………… Ali Şir Nevai (1441-1501)
9- Anadolu’da İlk Tezkire Örneği………………. Heşt Behişt (Şehi Bey) 16. yy
10- Tasavvuf Şiirinin İlk Şairi ………………….. Ahmet Yesevi
11- Divan Şiirinde Mahallileşme akımının
İlk Temsilcisi ……………………………………. Nedim
12- Şarkı Türünü İlk Defa Kullanan …………… Nedim
13- Edebiyatımızda İlk Fabl Örneği……………… Harname (Şeyhi)
14- İlk Şiir Çevirisini Yapan…………………….. Şinasi (Racine ve Lamartine’den) 1859
15- İlk Pastoral Şiir……………………………… Sahra (Abdulhak Hamid) 1878
16- İlk Uyaksız Şiir………………………………… Validem (Abdulhak Hamid) 1913
17- İlk Antoloji …………………………………… Harabat (Ziya Paşa) 1874
18- İlk Köy şiiri …………………………………… Köylü Kızların Şarkısı (Muallim Naci) 1886
19- İlk Fabl Çevirisi………………………………… Şinasi (LA Fontaine ) 1858
20- Mensur Şiir Yazan İlk Şair …………………… Halit Ziya Uşaklıgil 1866
21- Şiirde Türk Adını İlk Kullanan Şair………….. Mehmet Emin Yurdakul 1900
22- Klasik Nazım Şekilleri Dışında Farklı Örnek
Veren İlk Şair…………………………………… Tevfik Fikret 1900
23- Çocuk Şiirleri Yazan İlk Şair ve Eseri…………. Tevfik Fikret (Şermin) 1914
ÖYKÜ (HİKAYE)
1- İlk öykü kitabı……………………………….. Letafet-i Rivayet (Ahmet Mithat Efendi) (1870-
1895
2- Batılı Anlamda İlk Öykü Kitabı………………. Küçük Şeyler (Samipaşa zade Sezai) 1892
3- Öyküde Konuşma dilini Kullanan İlk Öykücü… Ömer Seyfettin
4- Anadolu’yu Öykülerde Gerçek Anlamda
Kullanan İlk Yazarımız……………………….. Refik Halit Karay
5- İlk Uyarlama Tiyatro Eseri Yazarımız………… Ahmet Vefik Paşa
6- Öyküde Anadolu’yu gerçek anlmada ilk
kez işleyen sanatçı ……………………………. Refik Halit Karay
TİYATRO
1- İlk Tiyatro Uyarlama Eser yazarımız………… A. Vefik Paşa (İnfia’l-i Aşk)
2- İlk Yerli Tiyatro Eserimiz ………………….. Şinasi (Şair Evlenmesi)
3- Sahnelenen ilk Tiyatromuz …………………… Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal)
4- İlk Epik Tiyatro Eserimiz …………………… Keşanlı Ali Destanı (Haldun Taner) 1964
5- Aruzla Yazılan İlk Tiyatromuz……………… Eşber (Abdulhak Hamid) 1880
6- Hece3yle Yazılan İlk Tiyatromuz……………..Nesteren (Abdulhak Hamid) 1877
GAZETECİLİK:
1- İlk Türkçe Gazete (Resmi) ………......... Takvim-i Vakayi 1831
2- İlk Yarı Resmi Gazete …………… Ceride-i Havadis 1840
3- İlk Özel Gazete ………………….. Tercüman-ı Ahval 1860
4- İlk Dergi …………………………… Mecmua-yı Fünun (Münif Paşa ) 1861
5- İlk Mizah Dergisi………………………. Diyojen (Teodor Kasap) 1869
6- İlk Fıkra Yazarı …………………… Ahmet Rasim
7- İlk Makaleyi Yayımlayan Gazete………. Tercüman-ı Ahval (Şinasi) Mukaddime
8- İlk Makale Yazarımız………………….. Şinasi( Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi)
DİĞER İLKLER
1- Bilinen İlk Türk Yazarı ve Tarihçisi…… Yollug Tigin
2- Türk Adının Geçtiği Türkçe İlk Metin…. Göktürk Yazıtları
3- İlk Alfabemiz…………………………… Göktürk Alfabesi
4- İlk Anı Örneği sayılan Eser ……………. Göktürk Yazıtlar
5- İlk Anı Kitabı…………………………… Babürname (Babür Şah)
6- Batılı Anlamda İlk Anı Eserimiz ……….Ömer’in Çocukluğu (Muallim Naci)
7- Türkçe Yazılan İlk Kitap ……………. Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacip)
8- İlk Siyasetname…………………………. Kutadgu Bilig
9- İlk Sözlüğümüz…………………………. Divan ü Lugai’t-Türk (Kaşkarlı Mahmut)
10- İlk Türkçe Sözlüğümüz………………… Kamus-ı Türkî (Şemsettin Sami)
11- İlk Seyahat Yazımız ………………….. Miratü’l Memalik (Seydi Ali Reis)
12- İlk Coğrafya Kitabımız………………… Cihannüma (Kâtip Çelebi) 1654 yazım, 1732 basımı
13- İlk tarih ve Coğrafya Ansiklopedisi…… Kamusu’l-Alam (Şemsettin Sami) 1888
14- İlk Bibliyografya……………………….. Keşfü’z-Zünun (Katip Çelebi) 1654
15- İlk Edebiyat Tarihçimiz………………….Abdulhalim Memduh Efendi Tarih-i Edebiyat-ı Osmani
1888
16- Batılı anlamda İlk Günlük…………………. Seyahat Jurnali (Direktör Ali Bey) 1897
17- Süslü Nesrin İlk Örneği…………………… Tazarruname (Sinan Paşa) 15. yy
18- İlk Eleştiri Eseri …………………………… Tahrib-i Harabat (Namık Kemal) 1887
19- Batılı Anlamda İlk Eleştiriyi Yazan……….. Namık Kemal (Lisan-ı Osmaninin Edebiyatına Dair Bazı Mülazahat-ı Şamildir
20- Edebiyatımızda Nesnel Eleştiriyi
Tanımlayan İlk Yazarımız………………… Recaizade Mahmut Ekrem
21-Noktalamayı İlk kez Kullanan Yazarımız…………. Şinasi 1859
22- Edebiyat Sözcüğünü ilk Kez Kullanan Sanatçımız…….. Şinasi 1859
23- Atasözleri Kitabını ilk Kez Yazan…………………………. Şinasi 1863 (Durub-i Emsal-i Osmani)
24- İlk Edebiyat Tarihçimiz…………………………… Mehmet Fuat Köprülü
25- Edebi Bilidir Yayımlayarak Kurulan
İlk Edebiyat Topluluğumuz……………………….. Fecr-i Ati 1909

11: sınıflar dil ve anlatım I. dönem 2. yazılı B grubu

B GRUBU
DİL VE ANLATIM LİSE 3. SINIFLAR I. DÖNEM ORTAK YAZILI SINAVI
AD – SOYAD:
SINIFI – NU : 11. 12. 2007
1.Metin:
İnsan yaşadığı kadar öğrenir, öğrendiği kadar da yaşar. Yaşamak dediysem nefes alıp vermekten çok daha ötesini kast ettiğimi anlamışsınızdır. Denize bakmadan, göğe yükselmeden, dağa tırmanmadan sürecek bir nefes alıp verme macerası ancak ömr-i sefildir. Avuçalrında hayatın tuzu, gözlerinde yaşı, yüreğinde heyecanı olmadan yaşamak ne öğretir ki insana?...
2. Metin:
Türk edebiyatı yazıyla çok uzun yıllar önce tanışmıştır. Türklere ait ilk yazılı belge Çoyrıng Yazıtıdır. M:Ö: 692–687 yıllarından kalan bu yazılı belge edebi değeri olmasa da Türklerin yazıya geçiş serüvenlerini takip etmek açısından önemli bir belgedir. Bu yazıtın 22 harflik bölümü günümüze kadar ulaşmış ama geri kalanı tarihin yıpratıcı etkisiyle kaybolmuş, silinmiştir.
s–1). Yukarıdaki metinleri anlatım türü bakımından karşılaştırınız



s–2) Yukarıdaki metinlerden yararlanarak sanat (kurmaca) metinleri ve öğretici metinlerin arasındaki farkları yazınız.





s–3) 3. Aşağıdaki cümlelerde bulunan anlatım bozukluklarını gidererek bu cümleleri yeniden yazınız.
A-) Okul yönetimi başarılı olan öğrencileri ödüllendirdi.


B) Atletik yapılı ve hasta olmayan öğrencilerden bir grup oluşturdu.



(4, 5 ve 6. sorular aşağıdaki cümlelere göre yanıtlanacaktır.)
I- Uykumun en tatlı yerinde bir gürültüyle uyandım
II- İstanbul Boğaz’ı Karadeniz ile Marmara’yı birbirine bağlayan suyoludur.
III- Küçük çocuk yerinden yavaş yavaş kalkıp yanımıza geldi.
IV- Bu gün de yine odamdayım ve yalnızım.
V- Canım annem ne çok düşünüyormuş meğer ise beni…
s–4) Yukarıda verilen cümlelerden hangisi bir “anı” dan alınmış olamaz?
A) I B) II C) III D) IV E) V
s–5) Yukarıdaki cümlelerin hangisinde kaynaştırma sesi kullanılmamıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
s–6) Yukarıdaki cümlelerin hangisinde ses düşmesi vardır?
A) I-II B) I-III C) III-IV D) I -IV E) V-II
s–7) Aşağıdaki cümlelerin karşısına doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız
A- Sanatsal metinlerde betimleyici anlatımdan başka anlatım kullanılmaz. ( )
B- Gezi yazılarıyla günlükler nesnel bir anlatımla kaleme alınır. ( )
C- Mektuplar haber alıp vermek gibi bir işleve sahiptir. ( )
D-Göktürk Yazıtları anı özelliği gösterir. ( )
E- Roman, hikâye, deneme olaya dayalı metinlerdir. ( )
s–8) Aşağıdakilerden hangisi gezi yazısının özelliklerinden değildir?
I- Merak uyandırmak. II- Gezilen, görülen yerlerin tarihi hakkında bilgi vermek. III- Kişisel yorumlarını metnin önünde tutmak IV- Tarihe ışık tutmak. V- Nesnel ve betimleyici bir anlatım kullanmak.
A) I B) II C) III D) IV E) V
s–9) Biyografiler hangi nedenle yazılır?
A-

B-

s–10) Aşağıdaki cümlelerdeki noktalı yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz
A- Evliya Çelebi’nin ………………………………. adlı eseri ilk gezi yazısı adlı eserlerimizden biridir.
B- Okuyucuyu bir olaya çekerek onun duygu ve düşünce dünyasını zenginleştirmeyi amaçlayan anlatım türüne ……………………….. anlatım denir.

11. sınıflar dil ve anlatım I. döenm 2. yazılı A grubu

A GRUBU
DİL VE ANLATIM LİSE 3. SINIFLAR I. DÖNEM ORTAK YAZILI SINAVI
AD – SOYAD:
SINIFI – NU : 11. 12. 2007

1.Metin:
Bu pencere dünyayla öyle barışıktır ki, önündeki sedirde saatlerce oturabilirim. Ucu dantelli, kar beyazı perdeyi araladığımda önce yaşlı ceviz ağaçları çarpar gözüme. Az ötedeki küçük bostan, mavi göğün altında bir avuç cıvıltılı yeşillik... Taş bir duvarla çevrili ve mevsimine göre çeşit çeşit sebzelerin bulunduğu bir bahçe: mısır, domates, biber, salatalık...
2. Metin:
Su, insanoğlunun en temel gereksinimlerinden biridir. Su, temas ettiği hemen her şeyi az çok çözer. Bu nedenle, az çok çözünmüş olarak gazlar, organik ve inorganik maddeleri içerebileceği gibi, mikroorganizmaların da bulunabileceği iyi bir ortamdır. Oysa içilebilecek bir suyun, renksiz, kokusuz, berrak ve mikroorganizma içermemesi gerekir. İçme suları yeterince temiz değilse, bu yolla insanlara geçebilen enfeksiyonların mikroplarını taşır.
s–1). Yukarıdaki metinleri anlatım türü bakımından karşılaştırınız




s–2) Yukarıdaki metinlerden yararlanarak sanat (kurmaca) metinleri ve öğretici metinlerin arasındaki farkları yazınız.





s–3) 3. Aşağıdaki cümlelerde bulunan anlatım bozukluklarını gidererek bu cümleleri yeniden yazınız.
A) Kesinlikle menfaate dayalı dostluklar uzun sürmeyebilir.


B) O, tüm zorluklara göğüs gerdi, başa çıktı.



(4, 5 ve 6. sorular aşağıdaki cümlelere göre yanıtlanacaktır.)
I. Bugün, diğerlerinden daha farklı bir gün benim için.
II. Pencerem bir tuvalin çerçevesi gibi ve bana bu tablo şimdi sonbaharı anlatıyor.
III. Bana böyle davranmış olması aramıza bir soğukluk girdiğinin göstergesi gibi.
IV. Birazdan uyuyacağım ve yarınımın bugünkü gibi olmasını diliyorum.
V. Aradan yıllar geçmiş olmasına karşın o üç sözcük aynı ses tonuyla çınlıyor kulaklarımda.
s–4) Yukarıda verilen cümlelerden hangisi bir “günlük” ten alınmış olamaz?
A) I B) II C) III D) IV E) V
s–5) Cümlelerden hangisinde sert sessiz yumuşamasına örnek vardır?
A) I-II B) II-III C) III-IV D) IV -V E) V-II
s–6) Yukarıdaki cümlelerin hangisinde kaynaştırma sesi kullanımına aykırı bir durum vardır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
s–7) Aşağıdaki cümlelerin karşısına doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
Sanatsal metinler bir iletişim çeşididir. ( )
Sanatsal metinlerde anlatılanlar birebir hayatı yansıtır. ( )
Günlüklerde günü gününe yazma esası söz konusudur. ( )
Anlatmaya bağlı metinler “öğretici metinler” ve “sanat metinleri” olmak üzere ikiye ayrılır. ( )
Dilekçelerde adres sol alt köşeye yazılır. ( )
s–8) Aşağıdakilerden hangisi mektup türünün amaçlarından değildir?
I) Haber vermek II) Bir meseleyi tartışmak III) Bir konuda yardım istemek IV) Sevinç ya da üzüntülerini bildirmek V) Bir kişiyi tanıtmak
A) I B) II C) III D) IV E) V
s–9) Gezi yazıları hangi nedenle yazılırlar?
A-

B-

s–10) Aşağıdaki cümlelerdeki noktalı yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
A-Biyografilerde yazarla anlatıcı aynı kişiyse bu tür biyografilere ………………………………. Denir.
B- Gezi yazısı yazan bir seyyah anlatımında ……………………………….. olmaya dikkat etmelidir.

10. sınıflar dil ve anlatım I. dönem ı. yazılı B grubu

B B B GRUBU B B B
MERSİN ATATÜRK LİSESİ DİL VE ANLATIM 2 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI:
SINIFI NUMARASI: …./…./2006
◄?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR.
◄?►SINAVDA CEVAPLARINIZI SORULARIN ÜSTÜNDE GÖSTERMEYİNİZ; YANITLAR İÇİN AYRILAN AŞAĞIDAKİ YERE İMLA KURALLARINA UYGUN, CÜMLE YARGISI TAŞIYAN BİR ANLATIMLA YAZINIZ.
◄?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR.
SAFFET AYICI
SORULAR
S–1) “Bugün alaturka musikinin hemen bütün sanatçıları, halkı konser salonlarına değil meyhanelere çağırıyorlar. Musikinin ve alkolün daveti birleşince, dinleyiciler arasında da alkol dostlarıyla musiki dostları birbirine karışıyor. Bundan içki satanlar da, şarkı söyleyenler de, saz çalanlar da bir şeyler kazanabilirler; fakat alaturka musikinin bundan pek çok şey kaybettiğinden hiç şüphe yoktur. Pek yakın bir geleceğin yurttaşları, bu meyhane zırıltılarına ne alaturka ne de musiki diyeceklerdir.” Paragrafın ana fikrini (temel düşüncesini) bir cümleyle yazınız.
s–2) Bu paragrafa bir başlık verecek olsanız nasıl bir başlık uygun olurdu?
s–3) “çalışmalarınız, güzel, başarı, asla, değildir, bu, çok, ancak, için, yeterli” sözcüklerini kullanarak kurallı ve anlamlı bir cümle kurunuz.
s–4) “Yazarın gazetedeki köşesine apar topar yazı hazırlayıp gönderdiğini ne gören ne de duyan olmuştu elli yıllık meslek yaşamında.” Cümlesindeki altı çizili sözcüğün cümleye kattığı anlamı yazınız (altı çizili sözcüklerin anlamını yazınız), bu sözcükleri bir cümlede kullanınız.
s-5) “Konuşmacının dinleyicilere aktardığı bilgilere ……….. denir.” Cümledeki boş bırakılan yeri uygun sözcükle tamamlayınız.
s–6) “Orhan Veli, her şiirlerinde gündelik yaşamın sıkıntılarından kaçmak isteyen basit insanların sesi olmuştur.” Cümlesindeki anlatımı bozan (anlatım bozukluğunun nedeni) nedir?
s-7) Münazaraya katılanların başarılarını ………… değerlendirir.” Cümlesindeki boş bırakılan yeri uygun sözcükle tamamlayınız.
s–8) “ Neden, sabah güneş henüz doğmadan -yola çıkmak istememize rağmen hazırlıklarımız bitmediği için- hareket ede miyoruz?” Cümlesindeki yazım yanlışlığını bulup yanlışlığı gösterip cümleyi doğru biçimiyle yeniden yazınız.
s–9) Yazı hangi sanattan yola çıkılarak bulunmuştur?
s–10) Doğru bir iletişimin kuralı nedir?

10. sınıflar I. dönem 1. yazılı A grubu

A A A GRUBU A A A
MERSİN ATATÜRK LİSESİ DİL VE ANLATIM 2 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI:
SINIFI NUMARASI: 01.12.2006

◄?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR.
◄?►SINAVDA CEVAPLARINIZI SORULARIN ÜSTÜNDE GÖSTERMEYİNİZ; YANITLAR İÇİN AYRILAN AŞAĞIDAKİ YERE İMLA KURALLARINA UYGUN, CÜMLE YARGISI TAŞIYAN BİR ANLATIMLA YAZINIZ.
◄?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR.
SAFFET AYICI
SORULAR
s–1) “(1) Şiirde hikâye anlatmanın tek şiir anlayışı olduğunu zannedenler için bu işin ustaca ve şiirde nasıl becerilebileceğini örnekliyor Aksal’ın şiirleri. (2) Aksal, hikâyeler anlatıyor; ama asla şiirin dışına çıkmıyor. (3) Hikâye duygusu sadece sonradan bir imge olarak oluşuyor. (4) Yoksa dizeleri bir araya getirdiğinizde düzyazı cümleleri ortaya çıkmıyor. (5) Tek tek dizeleri okuyabileceğiniz gibi, bütün olarak da şiiri okuyabilirsiniz.” Paragrafın kaç numaralı cümlesi asıl düşünceyi (anafikri) vermektedir?
s–2) “ve, kapıma, yaka, birazdan, götürecekler, dayanacaklar, beni, kapıma, paça” tırnak içerisinde verilen sözcükleri kullanarak kurallı bir cümle kurunuz.
s–3) “Parkta yalnız başına oturan adam durduğu yerde sinirli sinirli bağırmaya başladı.” Cümlesindeki altı çizili sözcüğün cümleye kattığı anlamı yazınız (altı çizili sözcüklerin anlamını yazınız).
s-4) “Sunum yaparken konuşmacıların aktardığı konuyu takip edip dinleyen, anlatılanlardan etkilenen kitleye ………………… denir.” Noktalı yeri uygun sözcükle doldurunuz.
s–5) “ Küçük bir oda; sıvası dökülmüş, nemli duvarlar, Dünya kadar kitapla dolu bir raf ve bir çalışma masası vardı.” Cümlesindeki yazım yanlışlığını bulup yazım yanlışlığını düzelterek cümleyi yeniden yazınız.
s–6) Dünyada pek çok insanlar kitap okumaya zaman ayıramıyor.” Cümlesinde anlatımı bozan (anlatım bozukluğunun nedeni) nedir?
s–7) “Bir yazıdan cımbızla birkaç sözcüğü çıkararak yazının tamamını değerlendirmek yazara karşı işlenmiş bir suçtur. O seçtiğimiz birkaç kelimeyle bir kitabı, makaleyi, denemeyi ya da bir yapıtı değerlendirmek olanaksızdır. Sözcükleri yazar kasıtlı olarak hatalı kullanmış olsun mümkün mü? Konun gereği olarak kullanılmış olma olasılığını göz ardı etmek bir okuyucuya yakışmaz.” Paragrafa bir başlık bulunuz.
s-8) Dillerin kalıcı olmasını sağlayan o dilin kullanıldığı ………….tır.” cümlesindeki boş bırakılan yere uygun sözcüğü yazınız.
s–9) Diller hangi gereksinimden doğmuştur?
s–10) “Keşke, zamanımı sokaklarda boş boş yürüyerek harcamak yerine kütüphanelerde uyuyarak geçirseydim.” Cümlesini söyleyen bir kişi hangi duygusunu dile getirmektedir?

10. sınıflar I. dönem 1. yazılı A grubu

A A A GRUBU A A A
MERSİN ATATÜRK LİSESİ DİL VE ANLATIM 2 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI:
SINIFI NUMARASI: 01.12.2006

◄?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR.
◄?►SINAVDA CEVAPLARINIZI SORULARIN ÜSTÜNDE GÖSTERMEYİNİZ; YANITLAR İÇİN AYRILAN AŞAĞIDAKİ YERE İMLA KURALLARINA UYGUN, CÜMLE YARGISI TAŞIYAN BİR ANLATIMLA YAZINIZ.
◄?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR.
SAFFET AYICI
SORULAR
s–1) “(1) Şiirde hikâye anlatmanın tek şiir anlayışı olduğunu zannedenler için bu işin ustaca ve şiirde nasıl becerilebileceğini örnekliyor Aksal’ın şiirleri. (2) Aksal, hikâyeler anlatıyor; ama asla şiirin dışına çıkmıyor. (3) Hikâye duygusu sadece sonradan bir imge olarak oluşuyor. (4) Yoksa dizeleri bir araya getirdiğinizde düzyazı cümleleri ortaya çıkmıyor. (5) Tek tek dizeleri okuyabileceğiniz gibi, bütün olarak da şiiri okuyabilirsiniz.” Paragrafın kaç numaralı cümlesi asıl düşünceyi (anafikri) vermektedir?
s–2) “ve, kapıma, yaka, birazdan, götürecekler, dayanacaklar, beni, kapıma, paça” tırnak içerisinde verilen sözcükleri kullanarak kurallı bir cümle kurunuz.
s–3) “Parkta yalnız başına oturan adam durduğu yerde sinirli sinirli bağırmaya başladı.” Cümlesindeki altı çizili sözcüğün cümleye kattığı anlamı yazınız (altı çizili sözcüklerin anlamını yazınız).
s-4) “Sunum yaparken konuşmacıların aktardığı konuyu takip edip dinleyen, anlatılanlardan etkilenen kitleye ………………… denir.” Noktalı yeri uygun sözcükle doldurunuz.
s–5) “ Küçük bir oda; sıvası dökülmüş, nemli duvarlar, Dünya kadar kitapla dolu bir raf ve bir çalışma masası vardı.” Cümlesindeki yazım yanlışlığını bulup yazım yanlışlığını düzelterek cümleyi yeniden yazınız.
s–6) Dünyada pek çok insanlar kitap okumaya zaman ayıramıyor.” Cümlesinde anlatımı bozan (anlatım bozukluğunun nedeni) nedir?
s–7) “Bir yazıdan cımbızla birkaç sözcüğü çıkararak yazının tamamını değerlendirmek yazara karşı işlenmiş bir suçtur. O seçtiğimiz birkaç kelimeyle bir kitabı, makaleyi, denemeyi ya da bir yapıtı değerlendirmek olanaksızdır. Sözcükleri yazar kasıtlı olarak hatalı kullanmış olsun mümkün mü? Konun gereği olarak kullanılmış olma olasılığını göz ardı etmek bir okuyucuya yakışmaz.” Paragrafa bir başlık bulunuz.
s-8) Dillerin kalıcı olmasını sağlayan o dilin kullanıldığı ………….tır.” cümlesindeki boş bırakılan yere uygun sözcüğü yazınız.
s–9) Diller hangi gereksinimden doğmuştur?
s–10) “Keşke, zamanımı sokaklarda boş boş yürüyerek harcamak yerine kütüphanelerde uyuyarak geçirseydim.” Cümlesini söyleyen bir kişi hangi duygusunu dile getirmektedir?

10. sınıflar türk edebiyatı 2 I. dönem 1. yazılısı B grubu

B B B GRUBU B B B
MERSİN ATATÜRK LİSESİ TÜRK EDEBİYATI 2 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI :
SINIFI NUMARASI: …../11/2007
SORULAR
?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR, HER SORU 10 PUAN DEĞERİNDEDİR.
?►YANITLAR İÇİN AYRILAN AŞAĞIDAKİ YERE İMLA KURALLARINA UYGUN, CÜMLE YARGISI TAŞIYAN BİR ANLATIMLA YAZINIZ.
?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR. SAFFET AYICI
s–1) Halk edebiyatı hangi dönem Türk edebiyatının devamıdır?

s–2) Aşağıdaki seçeneklerden hangisi destanların bir özelliği değildir?
a- Olağanüstülük vardır. b- Destanlar doğal ve yapma olmak üzere ikiye ayrılır.
c- Destanlar anonim ürünlerdir. d- Destan kahramanları masalsı, gerçekle ilgisi olmayan kişilerdir. E- Destanlar gerçek bir olaydan doğar ve yayılır.

s–3)Bozkurt Destanı, Türeyiş destanı hangi Türk boyunun destanlarıdır, yazınız?


s-4) “Destan kahramanları olağan üstülükler gösterirken kahramanlar …………………….. ………………………….. alınmıştır.” noktalı yeri uygun biçimde tamamlayınız.
s–5) Finlerin ve Alman destanlarının adlarını yazınız?

Kızıl sarıg arkaşıp
Yipgin yeşil yüzkeşip
Bir bir kerü yörkeşüp
Yalnguk anı tanglaşur
s–6) Yukarıdaki dörtlüğün nazım türü nedir, hangi dönem ürünüdür?

s–7) Ağıtın Divan şiirindeki karşılığı olan nazım şekli nedir?

ORHUN ABİDELERİ’NDEN
Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu zamanda oturdum (tahta çıktım). Sözümü tamamıyla işit. Dokuz Oğuz beyleri, millet! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar onun içindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene koydum.(KÜLTİGİN)
s–8) Orhun Abidelerinde (abidelerin tamamını anımsayarak) millete öğütlenen konu nedir?



s–9) Bilinen ilk Türk tarihçisinin adını yazınız.


s–10) Türk dünyasının ilk yazılı belgesinin adını ve yazıldığı tarihi yazınız.





SOKAKLARDA UYANIK GEZMEKTENSE KÜTÜPHANELERDE UYUKLAMAYI TERCİH EDERİM.

10. sınıflar türk edebiyatı 2 ı. dönem 1. yazılısı a grubu

A A A GRUBU A A A
MERSİN ATATÜRK LİSESİ TÜRK EDBİYATI 2 1. DÖNEM I. YAZILISI
ADI SOYADI :
SINIFI NUMARASI: …/11/2007
?►SINAV SÜRESİ BİR DERS SAATİDİR.
?►SINAVDA CEVAPLARINIZI SORULARIN ÜSTÜNDE AYRILMUŞ BOŞ ALANLARA YAZINIZ.
?►SINAV SÜRESİNCE SİLGİ, KALEM GİBİ ARAÇ GEREÇLERİN BAŞKALARINDAN ALINMASI SINAV KURALLARINA AYKIRIDIR. SAFFET AYICI
SORULAR
Alp Er Tunga öldi mü
Isız ajun kaldı mu konular
Ödlek öçin aldı mu··?
Emdi yürek yırtılur
s–1) Yukarıdaki dörtlüğün nazım şekli nedir, bu nazım şeklinin işledikleri konular nelerdir?
GÖKTÜRK YAZITLARI’ NDAN
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine atalarım Bumin Kağan, İstemi Kağan (tahta) oturmuş. Oturarak Türk ulusunun dinini, töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş. Dört taraf hep düşmanmış. Ordu sevk ederek dört taraftaki ulusu hep almış.
s–2) Göktürk Yazıtları’nı kim yazmıştır, kaç taştan oluşur, yazıtların adlarını yazınız?


s–3) Göktürk Yazıtları Türk edebiyatı açısından neden önemlidir?


s–4) Japon ve Fransız destanlarını yazınız?


KUTADGU BİLİG
Nece men sınadım isiz kılguçı s–5) Kutadgu Bilig hangi özellikleri açısından
Kite bardı künde üzüldi küçi
edebiyatımızın ilkleri arasında yer alır?



s–6) Aşağıdaki seçeneklerden hangisi yanlıştır?
a- Destanlar olağan üstü gerçek dışı olaylardan doğar. b-Destanlar Sözlü dönem edebiyatımızın bir ürünüdür. c- Mersiyelerde yas konusu işlenir. d- Edebiyat güzel sanatların bir dalıdır. e- Dize sonlarındaki ses benzerliklerine uyak denir.
s–7) Mesnevinin günümüz edebiyatındaki karşılığı olan edebi tür nedir?

s–8) İlk Türk şairinin adını yazınız.


s–9) Türklerin kullandıkları alfabelerin adlarını yazınız.


s–10) Türk edebiyatındaki yapma destanlardan iki tanesinin ad ve yazarlarını yazınız?




SOKAKLARDA UYANIK GEZMEKTENSE KÜTÜPHANELERDE UYUKLAMAYI TERCİH EDERİM.

EDEBİYAT

Blog Arşivi